Olimpos Tarihçesi

Akdeniz’in en etkileyici doğal ve tarihi destinasyonlarından biri olan Olimpos, Antalya’nın Kumluca ilçesi sınırlarında, Beydağları Sahil Milli Parkı içerisinde yer alan eşsiz bir antik kenttir. Yaklaşık 2.000 yılı aşkın tarihi, bakir doğası ve benzersiz atmosferiyle her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce doğa tutkunu, kampçı, tarih meraklısı ve gezgini ağırlamaktadır.

Antik Likya Uygarlığı’nın en önemli liman kentlerinden biri olan Olimpos, M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren Likya Birliği’nin güçlü şehirleri arasında yer almıştır. Döneminin önemli ticaret merkezlerinden biri olan kent, sahip olduğu stratejik limanı sayesinde uzun yıllar Akdeniz ticaretinde önemli rol üstlenmiştir. Bir dönem Akdeniz korsanlarının merkezi haline gelen Olimpos, M.Ö. 78 yılında Romalı Komutan Publius Servilius Vatia Isauricus tarafından ele geçirilerek Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Roma ve Bizans dönemlerinde gelişimini sürdüren kent, özellikle deniz ticareti ve kültürel yapısıyla bölgenin önemli merkezlerinden biri olmuştur.

Olimpos’un en dikkat çekici özelliklerinden biri, tarihin doğayla iç içe geçmiş olmasıdır. Antik kent kalıntıları, yüzyıllardır portakal ve defne ağaçlarının arasında doğal yaşamla bütünleşmiş halde ziyaretçilerini karşılamaktadır. Kentin içinden geçen Akçay Deresi, antik yerleşimi ikiye ayırırken, geçmişte gemilerin limana ulaşabilmesi için kanal olarak kullanıldığı bilinmektedir. Günümüzde dere boyunca yürüyüş yaparken antik köprü kalıntıları, Roma Hamamı, tiyatro, lahitler, tapınak kalıntıları ve sur duvarları gibi birçok tarihi yapıyı yakından görmek mümkündür.

Olimpos’un hemen yanı başında bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Yanartaş (Chimera), binlerce yıldır sönmeden yanan doğal gaz alevleriyle bölgenin en ilgi çekici doğal oluşumlarından biridir. Antik dönemlerde Demircilik Tanrısı Hephaistos ile ilişkilendirilen bu efsanevi alan, günümüzde de yerli ve yabancı ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği noktalardan biridir.

Bölgenin simgelerinden biri olan Olimpos Plajı, ince çakıllı ve doğal yapısını koruyan sahiliyle Akdeniz’in en özel kıyılarından biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda nesli koruma altında bulunan Caretta caretta deniz kaplumbağalarının önemli yuvalama alanlarından biri olan plaj, doğal sit statüsü sayesinde yapılaşmadan korunmaktadır. Bu hassas ekosistem, Olimpos’un doğal güzelliğinin gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaktadır.

Olimpos ve çevresi, yalnızca tarihiyle değil, sunduğu açık hava aktiviteleriyle de dikkat çekmektedir. Bölge; Likya Yolu yürüyüş rotası, trekking, kaya tırmanışı, dağ bisikleti, kano, dalış, tekne turları, yoga kampları ve kampçılık gibi birçok doğa sporuna ev sahipliği yapmaktadır. Beydağları Sahil Milli Parkı’nın yemyeşil ormanları ve Akdeniz’in berrak suları, doğa severler için yılın her döneminde eşsiz bir keşif ortamı sunmaktadır.

Tamamı 1. derece arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında bulunan Olimpos’ta yeni yapılaşmaya izin verilmemektedir. Bu nedenle bölgedeki konaklama tesisleri doğayla uyumlu kamp alanları, bungalovlar ve küçük butik işletmelerden oluşmaktadır. Bu özel koruma anlayışı sayesinde Olimpos, yıllardır doğal dokusunu ve özgün atmosferini korumayı başarmıştır.

Antik kent girişinden başlayarak tarihi kalıntılar arasından yaklaşık 1,5 kilometrelik keyifli bir yürüyüş sonunda Olimpos Plajı’na ulaşabilirsiniz. Yol boyunca sizi Likya medeniyetinin izleri, asırlık ağaçlar, kuş sesleri ve Akdeniz’in eşsiz doğası karşılar. Her adımda tarihle doğanın iç içe geçtiği bu büyüleyici atmosfer, Olimpos’u Türkiye’nin en özel destinasyonlarından biri haline getirmektedir.

Tarih, doğa ve özgürlüğün buluştuğu Olimpos; keşfetmeyi seven herkes için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Burada sadece bir tatil yapmaz, binlerce yıllık bir medeniyetin izlerini takip eder, Akdeniz’in eşsiz doğasında kendinizi yeniden keşfedersiniz.